Yangından izlenim: Hoşbulduk(!)

Gece geç saatlerde de bitse sabah bir an önce çalışma isteğiyle kalkılıyor.

Çünkü burada geçirilen günler arttıkça yeni yeni boşluklar keşfediliyor. Biliyoruz ki eğer biz doldurmazsak bu boşluklar egemenler tarafından dolduruluyor.

Yangının ilk günlerinden beri buranın asıl belirleyicileri gönüllülerin emeği. Onun için “gönüllüler artık katılamayacak” açıklamasından sonraki gün bu açıklama ancak sınırlı bir şekilde uygulanabildi.

“Sen ne yapabilirsin ki tepkilerinden kaynaklı bir haftadır sadece izliyordum, sizi görünce geldim” diyen bir yoldaşımız saatlerce süren soğutma çalışmasından gelince dayanışma merkezinde sıcak yemeğinin hazır olduğunu görüyor.

“Bize ufak yangınları söylemeyin, en tepelerdekine gidelim” diyen gençler, artık oldukça iyi tanıdığımız arazide örgütlenen koordinasyonla büyük ilerlemeler katediyorlar.

Günde binlerce kişiye gıda, ilaç, kıyafet, yangın söndürme aracı, moral taşıyan dayanışma merkezleri büyük bir okula dönüşüyor.

Belki 300 telefon konuşması yaparak bu alanlardaki ilişkiyi sağlamanın olanağını daha önce hiç böyle bir tecrübesi olmayan gönüllü arkadaşımızdan öğreniyoruz. Malzeme almaya gelenlerin ihtiyaç sahibi olup olmamasını çocukların önsezisinden öğreniyoruz. Alandaki her bir malzemenin çok büyük bir kolektifin emeği olduğunun bilinciyle envanter dökmeyi, kayıp-kontrol yapmayı, tüm alana hakim olmanın önemini kavrıyoruz tekrardan sadece malzeme getirmeye gelmiş ama dayanışma merkezindeki emeği görüp gönüllü olmaya karar vermişlerden.

Ve eylem öğretiyor.

İçilmiş suları dağıtılacak suların arasına koymaktan, ses kayıt cihazıyla gizlice alanda dolaşmaya kadar türlü hamlelerin kimler tarafından yapıldığı bir çırpıda gerçeklik olarak düşüyor hayata. Kulaklara fısıldanan “provokatörler aranızda, ormanları yakıyorlar vs.” anlamını öylesine yitiriyor ki bir gün önce almayı düşündüğü silah modelleriyle hava atıp “bunlarla avlayacağım onları” diyen bir gün sonra emek verdiği dayanışma merkezi “devlet geldi size ihtiyaç kalmadı” sözleriyle dağıtıldıktan sonra koca bir kahkahayla “provakatör dedikleri bizmişiz be kardeş” diyor.

Örnekleri çoğaltmak mümkün, çoğaltacağız da. Tarih bize “iyi kazmışsın koca köstebek” diyeceği zamana doğru hızla akarken, bu örneklerin onlarcasını serecek yaşam önümüze. İzlemek de çoğaltmak da bizlerin, herkesin ellerinde.

Koskoca 13 gün.

Buradaki binlerce insanın farklı formatlarla, istemlerle “devlet nerede” diye sorusuna “devlet geldi size ihtiyaç kalmadı” yanıtı verildi. Ne Âlâ!

Buradaki binlerce insan bir yandan elleri işlerken “neden/nasıl sönmüyor” diye soruyordu.

Bu sabah itibariyle, kapatılan 3 dayanışma merkezi oldu. Bu sabah itibariyle, günlerdir süren yangınlardan 2 tanesi söndü, yeni yanmaya başlayan 1 yer ise bir buçuk saatte söndürüldü, hem de uçak ve helikopterlerle.

Son söz olarak; sorular emeksiz cevaplanmazlar.

Not: 9 Ağustos itibariyle “AFAD gönüllüleri dahil” hiçbir gönüllünün hala olan dayanışma merkezlerinde ve yangın söndürme-soğutma çalışmalarında olmasının Valilik tarafından -Kaymakam karar vermekten yorulmuş olmalı- yasaklandığı, gönüllü olmak isteyenin Valilik’ten izin kağıdı alması gerektiği söyleniyor.

Ve 4 gündür mesai çıkışlarında söndürme-soğutmaya katılan, yanmaz kıyafetlerini teslim eden bir fabrika işçisi “bunları kullanamayacakmışım artık, yine de size teslim etmek istedim” diyerek geliyor yanımıza.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here