Bir gelecek var

Yapılan zamlar, artan kiralar, değişmeyen maaşlar, bulunamayan işler, tutulamayan evler, geçinemeyen milyonlar olarak gelecek bir belirsizlik hâli olmaktan çıkıp yok oldu. Bugün artık ne devletten gelen açıklamaları, ne yapılan zamları, ne enflasyon hesaplamalarına dahil edilen pinpon topunu konuşmanın bir anlamı var. Bugün tüm bunları tekrar ve tekrar duymak yersiz; yaşananlar karşısında sadece talep etmek ise umutsuzluktur.

İşçiler, işsizler, kadınlar, öğrenciler arasında yani milyonlarcamız arasında farklı farklı cümlelerle dile getirilen, henüz sokaklarda, meydanlarda yan yana gelip bağırarak söylenmese de sohbetlerin ilk konusu, büyük ve ortak konu ekonomik kriz, geçinememek, yaşayamamak, geleceksizliktir. Öncelikle ekonomik olarak söylenen bu gerçeklik birçok konuda aslında devlet ile geçinememekle sonuçlanmaktadır.

Devlet milyonlarca insan için bir şey talep edilecek bir yer olmaktan çıkmıştır; artık, bana ilişmesin yeter, denilen bir kurumdur. Devletle milyonların arasında kalan tek bağ, televizyonda duyulan anlamlandırılamayan açıklamalardan elektrik faturalarındaki zamlara, herhangi bir hak talebi için sokağa çıkınca karşılaşılan polisten yangın, sel ve depremde gönderilen IBAN’lara, ekonomik, siyasal ve fiziksel şiddettir.

Kabul ederek başlayalım, devlet işini yapmaktadır. Suç, 2021 yılının, kapitalist-emperyalist dünyasında devletin yaptıklarında bulunmaz. Suç, tüm bu olanları değiştirecek kadar mücadele edilmiyor diye düşünerek de bulunmaz. Suçlu arayan, gerçek değiştirici güç sahibinin kendisi olduğu gerçeği ile yüzleşmelidir.

Gelen zamlar, yaşanamayan yaşamlar denkleminde önce değişecek olan yaşamlardır. Onlar değişmeden bu denklemin diğer tarafı artarak devam edecektir. Belki bugün bu topraklarda garantisi olan tek şey mücadele edilmedikçe her şeyin daha da kötüye gideceğidir.

Yaşadıklarımız topyekûn bir mücadeleye sebep olmasın diye seçimler adında bir gündem en azından bir umut oluşturur umuduyla dolaştırılmaktadır. Ama gerçek şudur ki, kurtuluş için tek seçim, direnen işçilerle, özgürlüğü için mücadele eden kadınlarla, üniversitelerinde özgür bilimsel eğitim için mücadele eden öğrencilerle, doğanın talanına karşı duranlarla, devrimcilerle yan yana mücadeleyi büyütmektir.

Hayatta kalmak değil de yaşamak bugün nasıl mümkün olur?

İşten atmalara, ödenmeyen maaşlara, yoksulluk sınırını aşmayan zamlara karşı geliştirilen sürekli ve ısrarlı direnişler, grevler hakların alınmasının yoludur.

Yükselen kiralara karşı olanların sokaklarda, meydanlarda, kampüslerde seslerini duyurmaya başlaması kiraların düşmesinin yoludur.

Faturaların her ay 50 lira daha artmasına karşı zam yapan kurumların önünde yapılacak eylemler zamların geri çekilmesinin yoludur.

Artan gıda fiyatlarına karşı mahallelerde boş tencerelerle sokağa çıkmak fiyatların düşürülmesinin yoludur.

Sorunları etrafında bir araya gelen, mücadele edenler insanca ve onurlu bir yaşamın da yolunu göstermektedir.

Yaşamak için verilen mücadelenin adımları elbet bu düzenin topyekûn yıkılma mücadelesinden de geçecektir. İnsanlık dışı bu sistemin karşısında sosyalizm gerçek bir özgürlük seçeneği olarak durmaktadır.

Tüm bu mücadelelerin yan yana gelişi ile örgütlenecek gelecek, milyonlar için sefillikten çıkış ve özgürlüktür.

03.10.2021

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here