Saray’ın halk korkusu

Turkish President Tayyip Erdogan makes a speech during his meeting with mukhtars at the Presidential Palace in Ankara, Turkey, March 16, 2016. REUTERS/Umit Bektas

Hepsinin halk korkusu vardır. Her burjuva iktidarın halk korkusu vardır. Bu nedenle, en çok “koyun” cinsinden olan “insan”ı severler. Düşünen, soran, hesap soran insanı sevmezler. İtiraz eden, kendine güveni olan kişiyi sevmezler. Değerleri olan, her şeyi üç kuruşa satmayacak olanı sevmezler. Onuru olanı sevmezler. Kapitalist devletlerin hepsinde bu böyledir. Hep boyun eğeni severler, hep kula kulluk edeni severler. Bunun dışında, insandan korkarlar, halktan korkarlar.
Ama bazılarındaki halk korkusu daha büyüktür. “Ayak takımı”, “hepsini vurun”, “çapulcular” gibi sözler, bu korkunun ürünüdür.
Sadece, ayaklarının arkadan birleştiği yeri halkın tekmesinden koruma korkusu değildir bu.
Bu seferki, Erdoğan’daki daha şiddetlidir.
Erdoğan, ömür boyu yargılanmaktan kurtulmak istiyor.
Erdoğan, ömür boyu Saray’ında oturmak istiyor.
Gelin görün ki, aslolan öbür hayat, yani ahirettir, ama, o, bu dünyadan yargılanmadan göçmek istiyor.
Erdoğan, kendi yakınlarına da zırh vermek istiyor. Onların da yedi neslini güvene almak istiyor.
Peki, kim onların yedi nesli için korku kaynağıdır? Kim, Erdoğan’a sonsuz iktidar şansını vermeyecek?
İşte bu yanıt önemlidir. Erdoğan, ABD projesidir ve her zaman efendilerinin emrinde olarak yaşamaya uygundur. Bugüne kadar öyle yapmıştır. Efendilerine sadakati tamdır. Onun için, efendileri ile, bir yolunu bulur ve barış içinde iktidarını sürdürür.
Ama Erdoğan, “çapulculardan”, “ayak takımından” korkuyor.
Zira, anti-komünizm zehiri ile yetiştirilmiştir. Halkı, bu ülkeyi bir dirhem sevmez. Sevdiği, efendileridir ve ideolojisi anti-komünizmdir. İslam dini, anti-komünizme hizmet ediyorsa uygundur, değilse, onun da canı cehenneme. Erdoğan’ın ideolojisi budur. Gerisi, paradır, kasalarını doldurmak, dünyanın ücra köşelerinde adalarda para saklamak vb.dir.
Ama eğer, işçiler, eğer emekçiler, bir gün olur da, “koyun” olmaktan vazgeçerlerse, halk, bir gün olup da “kulluk” etmekten vazgeçerse, Erdoğan için, cehennemden dahi kötü günler başlayacaktır. Bu durumda, “Kabataş yalanları”, cami yalanları da işe yaramayacaktır. Ayakkabı kutularındaki paraların sırları gün ışığına çıkacaktır.
İşte Erdoğan’ı saran korku budur.
Şimdi, TC devleti, Saray, kolluk kuvvetleri, savcıları, hakimleri, basını, ordusu, din adamları vb. ile, referandumdan “Hayır” çıkmaması için seferber olmuşlardır.
Hayır diyeni tutukluyorlar.
Hayır afişi yapanı gözaltına alıyorlar.
HDP milletvekilleri hapistedir.
Gazetecileri, “hayır” diyecek diye işlerinden atıyorlar.
Hayır propagandası yapanları fişlediklerini ilan ederek, korku yaymaya çalışıyorlar.
Ortada bir referandum var ve HAYIR demek yasak havasındalar.
Oysa Erdoğan, yüksek seçim kuruluna bir emir verir, “içinde hayır kelimesi geçen tüm oy pusulaları yasaktır, geçersizdir” ve iş biter. Böylece, sandıktan iki tür oy çıkar, içinde evet olanlar ve içinde hayır olduğu için geçersiz hatta suç olanlar. Hayırlar iptal edilir ve kalan oylarla, referandum sonucu ilan edilir. Erdoğan “ben yaptım oldu” der. Araştırma şirketleri yanılmış olur ve %100 ile, Kenan Evren Anayasası’nı geçen bir anayasa oylaması hayata geçirilmiş olur. Burhan Kuzu sevinçten havaya sıçrar.
Ama yine de bunlar Erdoğan’ın korkularına çare olur mu? Kuzu havaya sıçrarken, belini incitmez mi? Erdoğan, doktorların çare bulamadığı bu halk korkusu nedeni ile cinci hocalara görünürse, acaba derdine bir çare bulunabilir mi?
Halk korkusunun çaresi yoktur.
Hayır diyeni tutuklayın.
Hayır afişi asanı gözaltına alın.
HDP milletvekillerini tutuklayın.
TV kanallarını hayır diyene kapatın.
Hayırlı akşamlar, hayırlı günler vb. hepsini yasaklayın.
Kısacası bugün zaten yaptıklarınızı yapın. Yine de korkularınız sona ermeyecek. Size garanti veriyoruz ki, korkularınız artarak sürecek.
Bu korku, ülkesini, halkını, vatanını satanların korkusudur. Hiçbir korkuya benzemez.
Ve bu ülkenin işçi ve emekçileri, her adımda, her süreçte, her gün, bir adım daha örgütlenecek, bir adım daha iktidara yaklaşacaktır. İşçi ve emekçiler, ağır ağır da olsa devrimcileşecektir. Ve sizi bu korkulardan biz kurtaracağız, korkularınızı gerçekleştireceğiz.
Referandum gününe iki hafta kaldı. Bugüne kadar, Saray ve devletin kampanyalarında gördük ki, çok ama çok korkuyorlarmış. Bizim düşündüğümüzden de çok korkuyorlarmış. Kampanyaları bunun ispatıdır.
Derler ki, korkunun ecele faydası yoktur.
Bu nedenle, Erdoğan’a önerimiz, bizzat kendisinin de HAYIR oyu kullanmasıdır.