Madem yasalarınız yalnızca size uygun, o vakit yalnızca siz uyun
1 Mayıs’ta Sokaklardayız!

Fotoğraf: 1 Mayıs 2011 / Taksim

Pandeminin 1. yılı yeni geride kalmışken ve bu bir yıl içinde yürütülen “pandemiyle savaş” raporları daha henüz tazeyken Saray Rejimi yine yeni yasaklarla pandemiyle (!) savaşı büyüttü.

Hafızalar tazedir, onun için bütün bir yılda yapılanları yazmayacağız.

“Pandemiyle savaş”ın başlangıcına bakmak yeterlidir.

Saray Rejimi aracı olup rantını alacak tarikatlar belirlenmeden ne maske dağıtabilmiş, ne de meydanlarda her eve gireceği söylenen -belki de alkolü yüksek olduğundan- kolonya evlere girebilmiştir.

Sağlık emekçileri onar yüzer ölüme gönderilmiş, kepenklerini kapatan esnafa 1000 liralık sus payı verilmiş, işçilere ise kod29 dayatılarak onurlu bir şekilde işten atılmak bile yasaklanmıştır.

Sermayeye, patronlara başta işçilerin işsizlik fonu olmak üzere, her türlü ‘fon’dan destekler verilmiş, vergi borçları silinmiştir.

Ve Saray Rejimi’nin sözcüsü Erdoğan, tüm yeni “önlemleri” açıklarken -1 yılda en az 861 işçinin Covid-19 nedeniyle işyerinde öldüğü rapor yayınlandıktan bir hafta sonra- “çarklar hiç durmadı” demiştir.

Covid-19 işçi sınıfı hastalığıdır. Yasaklar, gelişmekte olan toplumsal mücadeleyedir.

Lebalep kongrelerinin bitmesine günler kala Saray Rejimi saldırılarını toplumsal mücadelenin tüm dinamiklerini de kapsayacak şekilde “hodri meydan” boyutuna taşımıştır.

Toplumsal direniş de boyutlandıkça bu sefer ortaya pandemi kılıcı çıkmıştır. Pandemi yasakları toplumsal direnişin önüne bir set olarak konulmuştur.

Pandemi yasaklarının direnenlere ayrı iktidara ayrı işlediğini tekrar tekrar anlatmak laf-û güzaf olacaktır.

İşçiler, emekçiler için zaten hafta sonu yasağı yoktur, doğru söylüyorlar milyonlarca insanın hayatı pahasına da olsa çarklar hiç durmamıştır.

Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü, İstanbul’da, Kadıköy’de hareketli bir gün yaşandı.

İlk olarak Boğaziçi Direnişi vesilesiyle öğrenci hareketinin eylemi vardı. Sonra KHK ile işten atılan kamu emekçilerinin. Daha sonra İstanbul Sözleşmesi Bizim diyen kadınlar alanı doldurdu. Onlardan sonra ise “Ya Kanal Ya İstanbul” diyen ekoloji örgütleri alandaydı.

Saldırılara karşı tüm direniş odakları kendi cephelerinden yanıt vermekte, direnmektedirler. Şimdi tüm bu direniş odaklarının kitlesel, birleşik bir 1 Mayıs’la topyekûn saldırılara topyekûn cevap olarak meydanlara akacağı, 1 Mayıs’a giden süreçte bu yasaklar konulmuştur.

Ancak yasakların bir karşılığı kimsede kalmamıştır. Kadınlar meydan, sokak yasaklarını tanımamıştır, öğrenciler ne ev hapislerinde tutulabilmiş, ne sokaktan çektirilebilmişlerdir. Eylem yasağı konan işçiler “işçiler açken patronlara huzur yok” diyerek yasakları tanımadıklarını ilan etmişlerdir.

Yasakların tanınmadığı sokaklardan akarak gidiyoruz 1 Mayıs’a.

Yani efendiler, yok öyle size lebalep kongreler, bize evde kal çağrıları.

Yani, bundan böyle mesele açıktır: Saray Rejimi oradadır ve karanlık ve baskı ile saldırmaktadır.

İşçiler ve emekçiler, özgürlükten, adaletten yana olanlar, yağmaya, ranta, savaş ekonomisine karşı olanlar buradadır.

Saray Rejimi kendi kendine yıkılmaz, Birleşik Emek Cephesi’yle 1 Mayıs’a !

1 Mayıs’ta Sokaklardayız!

3 Nisan 2021

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here