Kaldıraç – Derya Yarıcı

Kaldıraç bir hayali kurmaktır.

Kaldıraç bir ideolojik bakıştır.

Kaldıraç bakış açısıdır.

Kaldıraç bir harekettir.

Kaldıraç bir mücadele yoludur.

Kaldıraç etkili bir dergidir. Politik açılımları, sorunlara yaklaşımları, öngörüleriyle ufuk açıcı, akıl açıcı bir dergidir. AMA… evet “ama”sı var. Tüm yukarıdaki cümleler kendi dergimizi kendimize övmek için yazılmıyor. Biliniyor, kendimizle övünmeyi doğru bulmaz hatta başkaları tarafından övülmekten de pek hoşlanmayız. Eleştirinin, eksiklerimizin altının çizilmesinin daha ilerletici daha faydalı olduğunu düşünürüz.

Kaldıraç etkili bir dergidir ama ulaştığı kişi sayısı azdır ve bu nedenle yeterince etkili değildir. Kaldıraç ufuk açıcıdır ama bu gücünden en az biz devrimci okurlar faydalanıyoruz. Bu yazı işte bu iki “ama”nın aşılması üzerine tartışmak için kaleme alınmıştır.

Kaldıraç’ın hem daha fazla dağıtım noktasında bulunmasını sağlamak hem elden satışını arttırmak olanaklıdır.

Dergimizin daha fazla sayıda insana ulaşması için neler yapabileceğimizi tartışmadan önce bunu yapmamızın önünde engel olan bazı sorular üzerine tartışmalıyız.

Birinci soru “dergi dağıtarak, okuyarak, tartışarak devrim olur mu” sorusudur. Bunu açıkça söyleyenlere ya da utangaçça ifade edenlere (okumayarak, tartışmayarak, dağıtmayarak) yanıtımız şudur: Haklısınız sadece bunları yaparak devrim olmaz. Ama bunları yapmadan da olmaz. Devrim bir aydınlanma, anlama, kavrama, bilinçlenme ve bilinçlendirme sürecidir. Bu süreç sadece okuyarak yürümez ama okumak, tartışmak bu sürecin bir parçasıdır. Üstelik sadece kavramanın ve kavratmanın aracı değildir dergi. Birbirini tanımayan, farklı şehirlerde, farklı alanlarda mücadele yürüten Kaldıraç hareketinden insanların, aynı bakış açısını geliştirmesinin, birlikte düşünmesinin, birlikte hareket etmesinin de aracıdır.

İkincisi “olayların bu kadar hızlı aktığı bir süreçte aylık bir dergi etkisiz olmaz mı” sorusudur. Doğrusu olaylar bırakın aylık bir dergiyi günlük bir gazete ile bile yetişilemeyecek hızda akmaktadır. Gündem bazen bir gün içinde birkaç kez değişmektedir. Gündeme yetişebilmek için gün içinde sürekli güncellenen internet sitelerine, sosyal medya kanallarına ihtiyaç vardır. Ve bunu hayata geçirmeyi başarmalıyız.

Ve olayların bu hızı nedeniyle Kaldıraç niteliğinde aylık periyotla çıkan bir dergi düne göre daha fazla önem kazanmıştır. Kaldıraç dergisi süreci bütünlüklü görmemizi, günlük olayların gürültüsünden uzaklaşarak akışı kavramamızı sağlar. Geri kalan tüm basın yayın faaliyetlerimize de aslında bu bütünlüklü yaklaşım yön verir. Günlük olaylara sosyal medyadan anlık müdahalelerin, doğru noktalardan yapılması bu akışın kavranmasıyla mümkündür.

Üçüncüsü, “artık günlük gazeteler bile internet gazeteciliğine dönmüşken dergiyi internetten takip etmek yetmez mi, dergiyi kağıda basmaya gerek var mı” sorusudur. Telefondan okuduğunuz bir makaleyi hızla unutmanız bir yana sanal ortamda haber-görünüm-yorumların, şiirlerin, makalelerin, okur mektuplarının hatta kapak resimlerinin bütünlüğünü kavramanız elinize aldığınız basılı bir dergi kadar kolay değildir. Ayrıca dergimiz sadece basılı olduğunda evinize gelen bir misafire verebilir, bir direnişe giderken yanınızda götürebilirsiniz. Dergi ancak basılı olduğunda almak, dağıtmak, bir kahvede açıp tartışmak, her ay bu işe para ayırmak, kentin sokaklarında dağıtıma çıkmak mümkün olur. Bunlar olmazsa dergi Kaldıraç hareketinin bir örgütçüsü olma işlevini yeterince yerine getiremez.

Belki başka sorular da vardır ama benim aklıma gelenler bunlar. Şimdi pratikte ne yapmalıyız tartışmasına geçebiliriz.

Dergimiz hemen hemen bütün şehirlerde ve büyük şehirlerin birçok ilçesinde bulunabilir olmalıdır. Bu sanıldığı kadar zor değildir. Birkaç kişinin işi de değildir. Kaldıraç hareketine gönül vermiş herkes bu noktada görev üstlenmelidir. Herkes bulunduğu ilde mutlaka bir dağıtım noktası bulmalıdır. Bir kitapçı, bir gazete büfesi, bir dernek, bir sendika, bir kahve, bir cafe vesaire. Gidip bu noktalarla görüşmeli, ısrarcı olmalı, ilgili yer dergimizi satmayı kabul ettiğinde dergi bürosu aranarak yeni dağıtım noktası, kaç adet istendiğiyle birlikte bildirilmelidir. Bu satış noktalarına satışın yüzde kaçının bırakılacağı vesaireyi dergi bürosuyla iletişim kurarak netleşmesi sağlanmalı ve özellikle yeni satış noktalarından tüm dergilerin alınması sağlanmalıdır. Bu satış noktalarında derginin ay boyunca olmasını sağlamaktan, eğer tükendiyse büroya haber vermekten, eğer ay sonu geldiğinde tükenmediyse kalanları alıp dağıtmaktan tüm okurlarımız sorumludur.

Bugün okurumuzun olmadığı il ve ilçelerde de dağıtım noktaları kurmak mümkündür. Her okurumuz derginin dağıtılmadığı illerdeki arkadaşlarını, akrabalarını vesaire arayarak, ziyaret ederek, dağıtım noktası bulmasını istemelidir, aynı şey yurtdışında dağıtım noktası kurmak için de geçerlidir. Dergimizin dağıtılmadığı herhangi bir ile herhangi bir nedenle (cenaze, düğün, tatil…) giden her okur, önce bir dağıtım noktası kurmaya çalışmalı sonra da dergilerin oradan satılmasını sağlayacak yollar geliştirmelidir.

Başka sol dergiler satan, sol kitaplar satan her yer potansiyel dağıtım noktasıdır. Bir iki ortak da bu konuda ayrıca görev üstlenip bir tarama yapmalı, ilgili yerlerle görüşmelidir. Tüm satış noktaları dergimizde ve sitelerimizde duyurulmaya devam etmelidir.

Bulunduğumuz şehirlerin merkezlerinde her ay aynı tarihte, aynı saatte aynı yerde elden sokak satışı organize etmeliyiz. Bu öylesine istikrarlı yapılmalıdır ki dergiye ulaşmak isteyen herkes o gün o saatte orada dergi bulabileceğini bilmelidir. Bu dağıtımlar da dergiden ve sosyal medya kanallarından duyurulmalıdır.

Dergi dağıtımını arttırmak için sadece dağıtım noktalarını arttırmak yeterli değildir. Sendikaların, odaların, baroların, sendikacıların, akademisyenlerin, gazetecilerin, aydınların, sanatçıların, toplumun ileri unsurlarının dergimize abone olması için her okurumuz görev üstlenmelidir. Derginin içine bir abone formu konmalı eğer mümkünse yıllık abonelikler yapılmalıdır. Abone formunu doldurarak yıllık abone olanların formları dergi bürosuna ulaştırılmalı buradan her ay kargolanmalı, çeşitli kaygılarla form doldurmayanlara dergileri abone yapan okurumuz tarafından her ay düzenli ulaştırılmalıdır. Her okurumuz yurtdışındaki tanıdıklarından da dergiye abone olmasını istemeli, okurlarımız bu dergilerin bürodan mı gönderileceğine yoksa kendisinin mi göndereceğine diğer okurlarla konuşarak karar vermelidir.

Grev ziyaretlerine, direnişlere dergimiz götürülmeli bir-iki adet ücretsiz bırakılsa da gerisi ücret karşılığı verilmelidir. Direnişçilere dergimizin düzenli ulaşması mutlaka sağlanmalıdır.

Gelelim ikinci konuya derginin okunması ve tartışılması meselesine. Aslında bu konuda söylenecek çok fazla söz yok. Elimizde böyle bir kaynak varken ondan en iyi biçimde yararlanmamak öncelikle her okurun büyük kaybıdır. Dergi çıktıktan sonra hızla okunmalıdır. Mesela en geç bir hafta içinde. Derneklerde, kahvelerde, sendikalarda dergi tartışmak için bir araya gelinmelidir. Bu tartışmalarla hem analizler kavranmalı hem de önümüzdeki süreçte bu perspektif ışığında neler yapmak gerektiği tartışılmalıdır. Eğer dergi okunmamışsa açılıp beraber okunmalıdır. Gittiğimiz evlerde, derneklerde, cafelerde dergiyi okumamış olan birine yüksek sesle bir yazı okumak ya da ona okutmak bir alışkanlık hâline gelmelidir.

Dergimizi okumak, okunurluğunu arttırmak, içeriğini tartışarak kavramak, dergiyi makale şiir, öykü, mektupla beslemek kendini Kaldıraç hareketinin bir parçası olarak gören herkesin görevidir.

Kaldıraç bir hayali kurmaktır; sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz bir dünya hayali.

Kaldıraç bir ideolojidir; işçi sınıfının ideolojisi.

Kaldıraç bakış açısıdır; diyalektik ve tarihsel materyalist bir bakış.

Kaldıraç bir harekettir: Dünyayı değiştirecek güç işçi sınıfıdır; elinde Kaldıraç, nirengi noktası Marksizm.

Kaldıraç bir dergidir; hayalin, ideolojinin, bakış açısının, hareketin ve sloganın maddi taşıyıcısıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here