“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” Tamam da, bu ne demek?

Bazı insanlar, kendi düşünceleri ile, kendi ağızlarından, kendi dilleri ile konuşurlar. Bazı insanlar ise, başkalarının fikirlerini, kendi fikirlerini gizlemek için ağızlarında sakız yaparlar.

Covid-19 sürecinde bunun birçok örneğini görüyoruz.

Erdoğan, başkalarının sağda solda söylediklerini, kendine aktarılan ve kendisini “özel” hissetmesini sağlayan cümleleri, kendi amaçlarını saklı tutma yolu olarak, zaten başka da söyleyebileceği bir fikri de olmamasını ekleyin, tekrarlayıp durmaktadır.

Söze bakın: “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

Acaba, Covid-19, bir saldırı mıdır? Bu soruyu soranlar, Washington’un yüksek perdelerinden gelen “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözüne kulak versinler.

Belki, Covid-19 doğadan gelmektedir, belki laboratuvarda üretilmektedir. Bunu anlamak için çok zaman geçmesi gerekmeyeceği kesin. Ama nereden gelirse gelsin, laboratuvarda üretilsin ya da üretilmemiş olsun, bir saldırı silahı olarak kullanıldığı konusunda şüpheye yer yok.

Demek oluyor ki, daha yenileri de gelebilir. İster doğanın yağmalanması sonucu bu virüs insan hayatına giriyor olsun, devamı gelecektir. Çünkü, kapitalizm var oldukça, kâr amaçlı üretim var oldukça, özel mülkiyet var oldukça, doğanın yağması devam edecektir ve demek ki, bu virüslerin arkası da gelmeye devam edecektir. İsterse laboratuvarda virüse müdahale edilmiş, 14 günlük bir ayarlama yapılmış olsun, durum değişmeyecektir, virüslerin arkası gelecektir. Bu ihtimal vardır.

Bu salgın, bir silah olarak kullanılmaktadır.

Mesela Trump, bu salgını, Çin ekonomisini tarumar etmek için kullanmıştır, başaramamıştır.

Mesela Bill Gates, bu salgınla ilgili kendini “sözcü” olarak görmekte ve büyük sermaye adına konuşmaktadır. Gates, Trump’ın açıklamalarını düzeltmekte, mesela 200.000 Amerikalının ölmeyeceğini, daha azının öleceğini söylemektedir. Gören de der ki, Microsoft, hemen bir yazılım devreye soktu, virüslerle canlı-online bağlantı kurdu ve onlar (virüsler) da, severek kendi durumlarına ilişkin verileri Microsoft ile paylaşmaya başladı ve buradan Trump’ın söylediği kadar insanın ölmeyeceği sonucuna varıldı.

Bill Gates, sanki bir şeyler biliyormuş gibi konuşuyor. Bill Gates, patenti kendine ait olan korona virüsün nerede duracağı konusunda bir fikre sahip imiş de, şimdi iş biraz rayından, kontrolden çıkmış gibi konuşuyor.

Mesela İngiltere, bu salgını, yaşlı nüfusun “temizlenmesi” için bir “allahın lütfu” olarak ele almış durumdadır. Bu yolla, 50 bin yaşlı insan ölürse, 4 milyar pound tasarruf edeceklerini hesap ediyorlar.

Mesela İngiliz Merkez Bankası, 16 ülke belirledi ve büyük İngiliz sermayesine, “size destek vereceğim, gidin bu ülkelerden ucuza şirketler, önemli şirketleri alın” diyor.

Mesela salgını fırsat bilen Trump, ABD şirketlerine, “Çin’den geri dönün” çağrısı yapıyor.

Mesela durumu fırsat bilen Trump, aşı için çalışan şirketlere, rüşvetler öneriyor.

Mesela ABD, Avrupa’daki Amerikan askeri sayısını 7 binden 30 bine çıkartıyor, mesela Ortadoğu’ya askerî sevkiyat yapıyor.

Uzatmak mümkün.

Biz, salgının, iki şeyin üzerine bindiğini, bindirildiğini söylüyoruz.

1- 2008’de başlayan kriz. Bu, “finansal” alanda başlamış bir krizdir. Evet ama, kriz sadece bir alanla sınırlı kalmaz. Bu kadar kompleks bir yapı oluştu mu, bu yapı içinde başlayan bir krizin bir alanda sınırlı kalması mümkün değildir.

2008 krizi, aşırı üretimin, bunun yıllarca birikmiş hâli olarak sermaye fazlasını, bu sermaye fazlasının finansal alanda, dünyayı kumarhaneye çevirmesinin tümünü içermektedir. Koca şirketlerin hisse senetleri buharlaşmakla kalmadı, evler, binalar buharlaştı.

20 trilyon dolar piyasaya şırınga ettiler, aslında büyük bir “kamulaştırma” yaptılar, adına kamulaştırma demediler ve buna rağmen kriz çözülmüş değildir.

2- Bu arada ise, SSCB’nin çözülmesinden bu yana hızlanan emperyalist güçler arasında dünyanın yeniden paylaşımı savaşımı hızlanmıştır.

İşte Covid-19’un arkasındaki süreçler, ister doğal olsun, ister olmasın, bu iki süreçtir. Hem kriz, hem de hızlanan paylaşım savaşımı, bu salgını “kullanmak” isteyenlerin ana nedenleridir.

ABD hegemonyası çözülmektedir.

ABD, bugüne kadar askerî gücü ile bunu durdurabileceğine inanıyor ya da/belki de hem de, bu fikri dünyaya yaymak istiyordu. İster inandığı için, ister öyle görünmesini istediği için olsun, ABD, askerî gücü ile, savaşlar ile bu süreci durdurabileceğini ifade ediyordu. ABD, Almanya, Japonya, Fransa ve İngiltere ile sürmekte olan paylaşım savaşımında, eski üst konumunu korumak için, bu aç kurtların önüne, Çin ve Rusya pazarlarını sürmek istemiştir. Bunu birçok yolla yapmaya çalışmıştır. Böylece, kurtların “efendisi” olmayı sürdürme şansını aramaktadır.

Ama, ne Çin, ne de Rusya o kadar kolay lokmalar değildir ve bu süreç, aslında ABD’nin askerî gücünün de sınırlarını göstermeye başladı. “Kurtların efendisi”, diğer 4 kurdun kendinden parçalar koparacağı telâşındadır.

İşte bu salgın, bu açıdan ABD tarafından, böyle ele alınan bir denemedir, bilgisayarcıların şahı Gates’in dili ile, ilk sürümdür. Bu sürüm, Çin ve Rusya’da, şimdiye kadarki verilere bakılırsa etkili olamadı. Ama Avrupa’da, etkili oldu. Almanya ve Japonya için büyük bir sorun yok ama, Fransa ve İngiltere için epeyce bir sorun var gibidir. Macron’un konuşmaları da bunu göstermektedir.

Ne yaparsın, her şeyin ilk “sürüm”ünde, istediğiniz özellikler olmuyor, hemen ardından “update” geliyor. Elbette Gates’e sormak lazımdır.

Şimdi yükseklerde bir söz dolanmaktadır: “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

Sözel olarak “devrimci” bir görünüme sahiptir. Biz, hiçbir şeyin eskisi gibi olmasını istemiyoruz mesela. Ne demek mi bu? Bizim söylediğimiz açık, özel mülkiyet olmayacak, proletarya iktidarı alacak, dünyada kapitalist sistem yerle bir olacak, devrim, kıta kıta yayılacak ve çok da uzun olmayan bir sürede, kapitalizm tarih olacak, sınıflar ortadan kalkacak, insan toplumu doğanın bir parçası olarak özgürleşecek, yeryüzü böylesine bir güzellik görmemiş olacak.

İşte bizim dediğimiz “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” budur. Biz bunun için eyleme geçeriz. Durmayız, seyretmeyiz. Savaşırız. Devrimi öyle gerçekleştiririz ve her şeyi değiştirmeye başlarız.

Peki, “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyen virüslü ortam kullanıcıları, virüs denilen şeyin, kendi eylemleri olduğunu mu ifade etmek istiyorlar?

Bu soru burada kalsın.

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”, bir insan eylemi ile değil de, doğadan mı geliyor?

Soruyoruz:

Ne değişecek?

Bundan böyle, hiçbir zaman insanlar birbirlerine sarılamayacak, baş işaretleri ile selâmlaşacak, bunu demek istiyorsunuz?

Bundan böyle, sevgililer, yüz yüze maskesiz sevişemeyecek mi demek istiyorsunuz?

Bundan böyle, herkes mesafeli olacak mı demek istiyorsunuz?

Bundan böyle, marketler, evinize servis yapacak ve servisler eldivenli çocukların eli ile yapılmış olacak mı demek istiyorsunuz?

Bundan böyle, 10 kattan büyük apartmanlar yapılmayacak, çünkü virüs olur da elektriği keserse, marketin çalışanı 10 kat elinde poşetlerle nasıl o kadar yukarıya çıksın? Bunu mu demek istiyorsunuz?

Erdoğan, tekrarlıyor: “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

Mesela ne?

Artık, Erdoğan, “ananı da al” demeyecek mi?

Mesela Erdoğan, bundan böyle yandaş müteahhitlere ihaleler vermeyecek mi?

Mesela Erdoğan, Bilal’e, “sıfırla oğlum” diye telefon açamayacak mı?

Mesela bundan böyle, sandıklarda oylar sayılırken, kediler elektrik trafolarına girmeyecek mi?

Ne demek “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”?

Erdoğan, ABD’li efendilerinden duyuyor ve papağan gibi tekrarlıyor. Kıymetli, sihirli, göklerden gelmiş bir mesaj gibi “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

Mesela abdest almadan mı namaz kılınacak?

Mesela artık, dualar, virüs için mi yapılacak?

Mesela kaç kişi öldüğünü saklama işi, bundan böyle Bill Gates’e mi ihale edilecek?

Mesela artık, Anadolu Ajansı, seçim sonuçlarını duyurma işine son mu verecek?

Mesela bundan böyle gazeteciler Erdoğan’a soru mu sorabilecek?

Mesela, bundan böyle, işçiler fabrikalarda çalışmayacak mı?

Emekli maaşları 5.000 TL mi olacak?

Bundan böyle, devlet kasasında ne kadar para olduğu online açıklanacak mı?

Mesela bundan böyle, yağmacıların, fırsatçıların, rantçıların, savaş kundakçılarının, katillerin, rüşvetçilerin görüntüleri gökyüzünde, semalarda anında yayınlanacak ve herkesin görmesi mi sağlanacak?

Mesela bundan böyle, belediyelere kayyum mu atanmayacak?

Erdoğan, efendilerinden duyuyor ve kendisi de papağan gibi tekrarlıyor. İşine geliyor, hem efendilerine, “bakın efendim, dün söylediklerinizi aynen tekrarlıyorum” demiş oluyor, hem de “allahın izni ile, Saray Rejimi’nin ömrünü birkaç gün daha” uzatacak bir gündem karartmasını sağlamış oluyor.

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” ne demek?

Mesela bundan böyle, Erdoğan, 20 yaşın altı evde kalacak dediği zaman, “a pardon, işte çalışanları unuttuk, özür dilerim” diye ertesi gün açıklama mı yapacak?

Mesela, özel mülkiyet mi ortadan kalkacak?

Mesela, işçilerin sömürüsü mü son bulacak?

Mesela, devlet kurumlarındakilerin “online” çalışması gibi, petro-kimya işçileri, metal işçileri, tarım işçileri de “online” mi çalışacak, evden mi işlerini yapacaklar?

Mesela, yiyecekler, insan ihtiyacı olan ama bugün meta olarak satılan şeyler, bedava mı olacak?

Mesela Erdoğan, Saray’da harem kurmaya son mu verecek?

Mesela Ahmet Hakan, Erdoğan’ın kıçını, organlarını yalamaktan vaz mı geçecek?

Mesela Anayasa Mahkemesi, kalkıp, bu ülkede anayasa kalmamıştır diyerek, işçileri isyana ve ülkeyi kurtarmaya mı çağıracak?

Ne olacak?

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”, sanki, bir devrimci slogan gibi, her şeyin değişeceğini ifade etmektedir.

Ama bu virüs nedeni ile değil.

İşçiler, sokaklara çıktığında; işçi sınıfı şalterleri indirip, “kırıntılarını değil, dünyayı istiyoruz” dediğinde; gençler, sistemi alaşağı etmek üzere harekete geçtiğinde; doktorlar, hemşireler, halk ile devletin iki ayrı kutup olduğunu anladığında; işte o günler geldiğinde, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Eski yıkılıp gidecek.

Özel mülkiyete son verilecek, insanın insanı sömürmesi son bulacak. Aşağılanma, ayrımcılık, her türü hem de, son bulacak.

Özgürlük, elini kolunu sallayarak bu topraklarda dolaşacak.

İşte o zaman yeni hayat kurulacak, yeni dünya kurulacak ve hiçbir şey eskisi gibi, şimdiki gibi olmayacak.

Ve inanın, biz işçiler, biz devrimciler, dünyayı kendi ellerimizle değiştiremiyorsak, değişen ne olursa olsun, her şey “eskisi” gibi olacak. Kölelik var olacak, insanın insan tarafından sömürüsü sürecek, aşağılanma ve ayrımcılık var olacak, egemenler her türlü yalanla gerçekleri gölgelemeye devam edecek, doğa yağmalanmaya devam edecek, onlar kâr etsin diye dünya ve yaşam zehirlenecek.