Gerçeği görebilmek güç, kabul etmek cesaret, değiştirmek irade ister

28.07.2021 tarihinde kurumumuz ile ilgili sosyal medya üzerinden yayınlanan “Kol Kırılır Yen İçinde Kalır Devri Bitmiştir” başlıklı metinde geçen kişiler, farklı konular ve olan, olmayan olaylar iç içe geçirildiği için gerçeğin anlatılması ihtiyacı doğmuştur.

2018 yılının Eylül ayı başında Ankara’da sol kamuoyunun bilinen isimlerinin de içinde olduğu yüzün üzerinde kişiyle bir WhatsApp grubu kurularak kaynağına ulaşamadığımız bir numaradan bir metin paylaşılmıştır. Metin içerisinde saflarımızda hareket eden bazı kişiler hakkında çeşitli itham ve suçlamalarda bulunulmuş, kurumumuz hakkında ise hakaretamiz ifadeler kullanılmıştır. Metnin yayınlanmasındaki amacın yaşandığı iddia edilen bu süreçleri teşhir etmek olduğu ifade edilmiştir.

O dönemden bu güne gelişen olaylar silsilesi şu şekildedir:

2018’deki metin yayınlanmadan önce ve yayınlandığı esnada kurumumuz belirli kişiler nezdinde tespit ettiği açıklık, karşılıklı güven, ikili ilişkilerde çürüme gibi devrimci yaşama uzak tutum ve davranışlara yönelik bir soruşturma süreci yürütmekteydi ve aynı esnada saflarımızda açığa çıkan bu tutum ve davranışları ortadan kaldırmak üzere çabalar yoğunlaştırılmıştı. Bir noktada, bu kişilerden mücadeleye zarar verdiğini düşündüklerimizle ve bundan sonra birlikte yürüyemeyeceğimize kanaat getirdiklerimizle eş zamanlı olarak ilişiğimizi kestik.

Sonrasında tarafımızca alınan kararlar, ilişiği kesilenlerin yürüttükleri görevleri nedeniyle gerekçelerini belirtmemiz gereken kurumlara ve kişilere, ilişiği kesilenlere ifade edildiği içerikle iletilmiştir. Bundan sonrası için kişilerin siyasi yaşamlarının nasıl şekilleneceğine ilişkin bir talep ve yönlendirmede bulunulmamıştır.

Bu noktada belirtmek gerekir ki “Kol kırılır yen içinde kalır devri bitmiştir” başlıklı metne konu olan soruşturma ne duygusal şiddet ve cinsel taciz mağduru birinin talebi üzerinedir, ne yürütülen görüşmelerde cinsel taciz suçlaması içeren bir beyan vardır; soruşturmanın konusu bunlar değildir.

Kürtaj vb. ile ilgili sorulara 2018’de yayınlanan metnin aydınlatılması için ihtiyaç duyulmuştur. Dolayısı ile sorulan soruların ekseni farklıdır. Bize göre cinsel taciz soruşturmalarında ise bu vb. soruların elbette ki yeri yoktur. Bakire misin sorusu ise bu sürecin hiçbir yerinde sorulmamıştır; bizce bu sorunun herhangi bir soruşturmada anlamı yoktur.

Yine belirtmek gerekir ki süreç boyunca “sorgulama” yapılmamıştır, yapılan kurumumuz bünyesinde kurulan komisyonun yürüttüğü bir soruşturmadır ve tüm taraflar birçok kez dinlenmiştir.

Bizim iddiamız tüm bu süreci hatasız yönettiğimiz yönünde değildir. Bununla birlikte yayınlanan metinde geçen olay örgüsü ve ifadelere ilişkin çerçeve ise yukarıda anlattığımızdan ibarettir.

Süreç içinde ele alınması gereken bir diğer konu da sosyal medyanın kullanımı ile ilgilidir.

İfşa yönteminin hukuku, ayrı ve kendine özgüdür, devrimci bir örgütlenmenin hukuku da ayrı ve kendine özgüdür. İfşa yöntemine konu olabilen bir süreç bir devrimci kurumda yaşanıyorsa biz usulün şu şekilde işletilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bu süreçler karşısında ilk adres ilgili kurumlar olarak görülmelidir. Kurumların yürüttüğü soruşturmada edinilen bilgiler, varılan sonuçlar, alınan kararlar ile ilgili muhatapların ya da tanıkların itiraz ve önerileri varsa bunlar kurum yetkililerine açıkça tarif edilmelidir. Tüm açıklığı ile sorunun üzerine gidilmesi, sürecin sonuna kadar ilerletilmesi esas alınarak yine kurumlar, kurum temsilcileri ve yetkilileri ilk adres olarak görülmelidir. Biz buradan sonuç alınmadığı takdirde konunun kamuoyu ile paylaşılmasının doğru olacağına inanıyoruz. Bu yöntem işletildiğinde bir bütünde benzeri süreçlerin daha adaletli, berrak yürütülmüş olacağını düşünüyoruz. Bunu devrimci bir kurumun işletebileceği hukukun sınırları bağlamında tarif ediyoruz.

Diğer yandan bizce net olan bir diğer konu kapitalist toplum yıkılmadığı sürece erkek egemen ideolojinin kendini tüm toplumsal süreçlerin içerisinde var etmeye devam edeceği gerçeğidir. Bu burjuva ideolojisinin bütünü için böyledir. Bu nedenle içinde yaşadığımız kapitalist toplum insanı, bu sistemin tüm pisliklerinden arınmış olarak mücadeleye atılamaz, tersine devrimci mücadele insanın bir bütünde kapitalist sistemin değerlerinden arınma sürecidir.  Kişi bu yola çıktığında birçok burjuva ideolojik değer taşırken mücadele içerisinde adım adım bu değerleri yıkarak yeni insan ufku ile devrimci değerler geliştirir. Örgütlü mücadele özgür bir dünyanın insanını yaratma sürecidir.

Ancak bu süreç her zaman başarılı işlemiyor, işlemeyecek de. Tersini iddia etmek hayatın akışına aykırı olurdu.

Devrimci mücadelede düzeni değiştirmek için yola çıkan her devrimci yürüdüğü yolda önce kendini değiştirmesi gerektiğini anlıyor. Bazen de sistemin kendi aklını, ahlakını ve yüreğini ele geçirmesine engel olamıyor ya da bir yerden sonra kendini değiştirme, yeniden örgütleme iradesi gösteremiyor. Devrimci örgütlenme de, her zaman bünyesinde hareket edenlerde yaşanan bu dağılmayı göremediği ya da engelleyemediği örneklerle karşılaşabiliyor. Bu aşamadan sonra devrimci örgüt için önemli olan bu vb. durum karşısında devrimci değerler ile hareket ederek gerekli yaptırımların uygulanması oluyor.

Bizde yaşanan da yukarıda anlatıldığı şekli ile bunları örnekleyen bir süreç olmuştur.

Gelinen noktada, hatamız ve sorunlarımız açığa çıkmış, tüm bunların üzerine gidilmiştir. Bundan sonrası için yapılacak olan burjuva ideolojisinin her türden yansıması ile mücadeleyi sürdürerek yolumuza devam etmektir.

Konu ile ilgili ifade edeceklerimiz bu mecrada bunlar ile sınırlıdır. Başta, Betül ve yayınlanan metnin kim olduğunu bilmediğimiz diğer muhatapları olmak üzere bu müdahaleler ve devamında yaşanan gelişmeler ile ilgili eksiklerimizin ve yanlışlarımızın olduğunu düşünenlere kurumlarımız açıktır.

01.08.2021

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here