Gelen Gün Bizimdir!

İnsanın insana kulluğunun sonuna geliyoruz. Bu kulluk, kapitalist-emperyalizmdir. Dünyanın her yerinde ölen, öldürülen, tecavüz edilen, gelecekleri karartılan çocuklar demektir kapitalizm. Emperyalistlerin paylaşım savaşıyla yarattığı açlık ordusudur. Hayatta kalmak için botlarla ölüm denizlerine açılan milyonlarca insan demektir. Kapitalizm, ilaç şirketleri, hastane sahibi patronlar, hükümetler sırtımızdan biraz daha kazansın diye hasta edilmektir, önlenebilir hastalıklar yüzünden milyonlarca insanın ölmesidir. Kapitalizm, her gün ölebileceğini bilerek, çocuğunun karnı doysun diye inşaatlara çalışmaya giden işçilerin hafriyatlara atılan bedenleridir. Düştü… Al, götür, kepçeyle kum taşır gibi, at. Üstüne de kum at. Havaalanının harcına karışsın işçi kanı, terinin karıştığı kadar... Patronlar, burjuvalar ve onlar adına yöneten devletleri, hep ister. İşçiler çalışsın, daha çok çalışsın, güçleri tükeninceye, başka bir şey düşünemeyecek hale gelinceye kadar çalışsın. İşleri bitince de ölsün işçiler. Sessizce ölsün. Anaları sessizce ağlasın, çocukları sessizce ağlasın. Bir tek ağıt duyulmasın ki binler, on binler işçi cinayetlerinde ölürken, yüz binler kâr savaşlarında ölürken, kalanlara kölelik koşulları dayatılırken, onların saltanatı sürsün… Ama işte, sonuna geliyoruz. Bugün fazladan ömür süren kapitalizm, televizyonlarda her gün kravatlarla yağlı enselerini gördüğünüz kodamanlardır. Çocuklarımızın geleceğini karartmak için planları vardır. İliğimizi sömürmek için her gün yeni planlar peşindedirler. Bolluk içinde yüzerler. Gırtlaklarına kadar dolarlara ve boka batmışlardır. Tatlı uykularını bölen bir tek kâbusları vardır: Ya bir gün ayaklar baş olursa? Ya fabrikaları, yönetimleri ele geçirirlerse? Ya bir gün bu böcek diye ezdiklerimiz, bu kalabalık örgütlenir de bizi çizmelerinin altında çiğnerlerse… Çiğneyeceğiz, sözümüz olsun. Alıp götürüp betona gömdüğünüz işçiler adına çiğneyeceğiz. Çocuklarımızın gözleri korkuyla açılmasın diye çiğneyeceğiz. Aşağıladığınız emek adına, insan aklı adına çiğneyeceğiz. Sevmenin sadeliği ve güzelliği adına çiğneyeceğiz. Burada bizden bahsetmenin tam sırası. Biz kim miyiz? Devrimcileriz. Devrimcilik katılaşmış yürekler demek değildir. Devrimcilik yaşamın tam göbeğinde olmak demektir. Yüzyılların katliamları, aşağılanmaları, sömürüsü bizde kıpkızıl bir sınıf kini yaratırken, biz bir yandan ipekli bir kumaş dokur gibi yaşarız. Çünkü biz bu yeni çağın çocuklarıyız. Biz, işçi sınıfının elleriyle özgür bir yaşamın filizlenmesi için elinden geleni ardına koymayanlarız. Yoldaşımız, ortağımız Komutan Bekir Kilerci (Burhanettin Akdoğdu), 13 Aralık 1997 yılında Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nde işkencede katledildiğinde, yoldaşlarına ve sınıfına, şiirleri, öyküleri ve kavgasıyla böyle bir yaşam bıraktı. Yoldaşımız, ortağımız Ali Serkan Eroğlu, 24 Aralık 1997’de, polisin muhbirlik teklifini kabul etmediği için okulunun tuvaletinde asılarak katledildiğinde, gençti, onurluydu. İnsanların yaşamına bilgiyle, sevgiyle, umutla sızan biriydi. İnsan olmanın çığlığı oldu. Onlar devrimciydi. Onlar bu çürümüş sistemin sonunu getirmek için savaşan tüm insanlar gibi insandılar. Ve işte sonuna geliyoruz. Çünkü bu sistemin egemenleri, insan aklını ve yüreğini paramparça edecek, üreterek insan olan insanın onurunu ve sevgisini yok edecek bir formül bulamamıştır. Öyleyse tarihin çöplüğüne gömülecektir bu sistem. Tıpkı insanın insana kulluğuna dayanan sınıf egemenliklerinin tümü gibi… Ve insanlık tarihi başlayacaktır. Üretmenin ve sevmenin ne demek olduğunu bilen sıradan insanların tarihi; bizim tarihimiz… Onu, örgütlenerek kaderini ellerine almaya karar veren işçiler, emekçiler, halklar yazacaktır. Bu uzak bir gelecek değil; bugünümüz, gerçeğimizdir. İşyerlerinden, fabrikalardan bugün gelen direniş sesleri çoğalacak, birleşecek ve örgütlenecektir. Başka yolu da yoktur yaşamanın. İnşaatlarda kum torbası olmadan, göç yollarında telef olmadan, aşağılanmadan, korkmadan, özgürce yaşamanın tek yolu direnişi büyütmek, örgütlenmek ve kaderini ellerine almaktır. Bu çağ, sırtımızdan geçinen asalakların son çağıdır. En zayıf dönemlerini yaşıyorlar. Bundandır azgınca saldırmaları. Çünkü gelen gün bizimdir. Örgütleneceğiz. Yarını beklemeden, bugün adım adım örgütlenecek, yapmamız gerekeni bugün yapacağız. Ve emeğin yüce toplumunu, kardeşliğin ve doymanın, sevmenin ve yaşamanın toplumu sosyalizmi kuracağız. Komutan Bekir kavgamızda yaşıyor! Ali Serkan Eroğlu kavgamızda yaşıyor! Devrim için ileri! Ya sosyalizm ya ölüm!