Devletleşen çeteler, çeteleşen devlet… Bu pisliği ancak devrim temizler!

Bilinen bir gerçek itiraf olundu: Karşımızda tüm çıplaklığıyla Saray Rejimi… Saray Rejimi bir çeteler koalisyonudur. Saray Rejimi’nden önce bir ‘devlet’ vardı, evet. Tarihi, Saray Rejimi’nin ‘kısa’ tarihini aratmayan bir devlet… Neredeyse bir asırdır, halklara, işçilere karşı katliamlar organize edenler, sözümona “sermayenin Türkleştirilmesi” adına gayrimüslim halkların mallarına çökerek işe başlayanlar ve onların yetiştirdikleri; otoparkından marinasına, fabrikasından arsasına, ormanından deresine, denizine kadar ‘çökmeye’ devam etmektedir. Bugün ise ekran karşısında birbiriyle kapışmaktadırlar.

Hepsi devletlidir ve hepsi çetedir. En büyük icraatları birilerinin mallarına çökmek, uyuşturucu ticareti, yağma, rant ve katliamdır. Tarihleri budur. Bugünse çete ve devlet eskisinden çok daha iç içe geçmiş; çeteler devletleşmiş, devletler de çeteleşmiştir.

Çetelerin devletleşmesi, devletlerin çeteleşmesi tüm dünyada bir eğilimdir. ABD’den, Arjantin’den getirilen Nazi artıkları ile Ukrayna’da kurulan iktidar, çete devlete bir başka örnektir, IŞİD bir başka, Libya’daki çete hükümetler bir başka örnektir. Bu çeteleşmenin dünyada süren emperyalist paylaşım savaşı ile doğrudan bağı vardır.

Bu, aynı zamanda kapitalist-emperyalist sistemin, fazladan ömür süren bu ucube sistemin çürüyüşünün zirvesidir. Emeğin ve doğanın azgınca yağmasına dayanan bu kokuşmuş düzeninin pis kokular yayarak ortaya saçtığı pisliklerdir.

Bugünkü kapışmanın arkasında bir plan olduğu ortadadır, bu planın asla biz ezilenlerden yana bir sonuca vesile olmayacağı da… Sedat Peker itiraflarında toplumsal muhalefete de sesleniyor. Hafızasını kaybedecek kadar uyuşmuş olan bir kesim neredeyse buna sevinecek noktadadır. Sanki yılların faili ‘meçhul’ cinayetleri, köy yakmaları, dışkı yedirmeleri, Sivas, Gazi, Roboski, Diyarbakır, Suruç, Ankara Garı, Cizre bodrumları bu videolarla çözülecekmiş gibi, sanki bu itirafları yapanlar bir anda “tarafsız” oluyorlarmış gibi…

Ama hafızasını kaybedenlerin yerine de hatırlatmakta fayda var; biz sizin dünyanızdan değiliz.

Sedat Peker destekli uyuşturucu çetesine karşı mahallesini savunan Hasan Ferit’in arkasında para babaları, korumaları, yatırım yaptığı “devletliler”i yoktu. Sırtlarında bir gömlekle yaşamı savunmaya çıktılar hepsi; Berkin de, Ali İsmail de, Ethem de, Abdullah da, Medeni de, Mehmet de, Ahmet de. Sömürünün ve zulmün olmadığı, eşit, özgür ve kardeşçe yaşanan bir ülke ve dünya için toprağa düşen on binler de… Önce onları hatırlatmakta fayda var. Karşımızdakiler, hepsi, onların katilleridir.

Bu pisliği devrim temizler!

Egemenler bunlardır; tekeller, sermaye sahipleri, uyuşturucu çeteleri, inşaat çeteleri, medya çeteleri, tarikat-cemaat çeteleri ve onları temsilen devleti yönetenler… Hepsinin planı bizim emeğimizi sömürmek, bizim çocuklarımızın geleceğini çalmak, bizi köleleştirmektir.

Hiçbir seçim, düzen içi hiçbir seçenek, bu tarihten beri süregelen yağma-rant-katliam üçgenini temizleyemez. Burjuva muhalefetin tek rolü, buna dair gelişecek halk tepkisini bastırmak olur. Çünkü Saray Rejimi’nin içinde onların da hiç hafife alınmayacak bir görevleri vardır; budur görevleri.

Bugün yapması gerekeni bildiği hâlde yapmayan, kendi yaşamı için, çocuklarının geleceği için örgütlenmeyen; bir devletlinin diğer devletliyle, bir çetenin diğer çeteyle kapışmasını izlemeye devam edebilir. Kendi hayatından çalınanları, kendi memleketinde dönen pisliği Netflix dizisi gibi seyretmeye devam edebilir. Bu pislikten kurtulmak, yaşamını, iradesini, emeğinin değerini, özgürlüğünü kazanmak isteyenlerin ise önündeki tek seçenek, sömürüye, adaletsizliğe, çürümeye karşı mücadele etmek üzere direnişin bir parçası olmak ve örgütlenmektir.

Biz Geziciyiz, siz gidici!

Biz Geziciyiz ne demek? Özgürlüğü, onuru için mücadele edenlerin, işçilerin, kadınların, halkların, öğrencilerin mücadeleleri sınıf savaşımının bir parçasıdır. Bu iki sınıf arasında ifade bulan; sermayeye karşı emeğin, onursuzluğa karşı onurun, yabancılaşma ve yalnızlığa karşı insanlaşmanın savaşımıdır. Biz Geziciyiz demek buradaki tarafın ifadesidir. Biz Geziciyiz demek, 15-16 Haziran büyük işçi direnişinde de, Ankara’nın göbeğinde Tekel direnişinde de, 7 Haziran’da açığa çıkan ortak mücadelede de, Boğaziçi direnişinde de biz varız, buradayız demektir. Sermaye sahiplerinin, çetelerin, yönetenlerin karşısında kazanana kadar örgütlü mücadeleyi büyüteceğiz demektir.

Ve siz gidicisiniz… Hepiniz ama hepiniz… Çöktüğünüz tüm mallar, marinalarınız, yatlarınız, kokainleriniz, tırlarınız, gemilerinizle, iktidarlarınızla, burjuva muhalefetinizle gidicisiniz. Bugün meydanı boş buldunuz, birbirinize esip gürlüyorsunuz. Çünkü doğru, bugün işçiler, emekçiler, halk kendi gücünün çok azının farkındadır. Kalan az vaktinizde, meydanda at koşturmaya, marinalarınızı, uyuşturucu sevkiyatlarınızı anlatmaya devam edin. Düne kadar devlete ‘baba’ diyen emekçiler “Meğer devlet, vatan, millet, kokainmiş” dediğinde; bir kurtarıcı beklerken, yaşamlarını çalanın bu çete-devletin ta kendisi olduğunu fark edip mücadeleye katıldığında, kendi gücüne güvenmeye başladığında, siz birbirinize yeniden nasıl kenetleneceksiniz biliyoruz. Siz bitmiş bir çağın insanlarısınız. “Siz gidicisiniz” bu demek.

Bizim gündemimiz, kazanana kadar direnişi adım adım büyütmektir. Birleşik Emek Cephesi’nde, emeği çalınanlar, açlıktan ölmekle salgından ölmek arasında seçim yapmaya itilen işçiler, işsizler, geleceksizler, halklar, kadınlar, gençler olarak bu pisliği temizleyene kadar; geleceğimizi, onurumuzu, özgürlüğümüzü kazanana kadar örgütlü mücadeleyi yükseltmektir. Yaklaşan bizim zamanımızdır.

Kaldıraç

25.05.2021

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here